Canınız Sıkılınca Ne Yaparsınız?

Canınız Sıkılınca Ne Yaparsınız?

Canınız Sıkılınca Ne Yaparsınız? Konuya nereden başlamam gerektiği hakkında uzun zamandır düşünmekteyim. Neresinden tutsam, nereden başlasam, kimden örnek versem, kimleri anlatsam. İnanın bana uzun zamandır taslak olarak bekliyor bu yazı. En son müzik yayını yasağı ile bitirmeye ve yayınlamaya kadar verdim. Canınız sıkılınca ne yaparsınız? İşte bu soruya verilecek cevapların nerede ise 90% ini kapsayan sektörün perdesini aralayacağız.

Dolmayan mekanlar ve tedirgin insanlar

Çok değil… Aslında geçen yılbaşı sinyal vererek durumun ciddiyetinin en üst seviyelerde olduğunu gösterdi bize. Dolmayan mekanlar ve tedirgin insanlar. Hali ile köyde yumurta işi yapan Ahmet ağabey de etkilendi; yan binanın altındaki semt bakkalı da… Ahmet ağabey’in oğluna aldığı arabanın kredi taksiti de takıldı, komşu bakkalın kızının düğünü için anlaştığı salonun ödemesi de. Peki arada bu bağı koparanlar kimdi? Kimlerin harcamaları düşmüş olacaktı ki birden kepenkler indi? Sadece ülkemizde değil tüm Dünya da ki Turizm ve Eğlence sektörleri 2020 ye merhaba dedikleri gün ne ile karşılaşacaklarını bilseler, belki de o an keşke demez olsaydık derlerdi. Dolmayan mekanlar, tükenmeyen fazla alınmış stoklar, sipariş iptalleri, mecburi izinler, gerginlikler, stres, kavgalar, vb.

Çünkü herkes herkese borçlu

Çekler, senetler, kiralar, krediler, kredi kart ödemeleri, faturalar, vb o kadar büyük bir kaostan bahsediyorum ki; sizin 5 tl bahşişten kaçtığınız o işletmelerin içinde bulunduğu vahim durumu asla anlayamazsınız. Çalışanların hali, ödemeler, vs. ki bu işletmelerdeki arkadaşlık dostluk ortamını sizler bilmezsiniz. Ve biten arkadaşlıklar. Çünkü herkes herkese borçlu.

Canınız Sıkılınca Ne Yaparsınız?
Canınız Sıkılınca Ne Yaparsınız?
.

Yıllardır özellikle aşılamayan ve sanki kural olmuş maaş geciktirme huyları olmasa sektörün işletmecileri çiçek gibi adamlar. Ancak bu gecikmelere bir de pandemi eklenince sektör emekçileri tamamen bittiler. Evet bu bir gerçek! Bahşişlerin ne kadar önemli olduğunu algılamanızı rica ederim. Ancak iş olmayınca bahşişte olmuyor, misafir yoksa işletmeye para girmiyor. Hani dışarıdan bakıp içeri girip kredi kartınız ile emekçileri ezmeye çabaladığınız, burun büküp elinizin tersi ile masaya gelenleri ittiğiniz veya size hafif dokundu diye feryat edip fırçaladığınız insanların çalışmak zorunda oldukları mekânlar. Ter kokuyor diye şefine şikayet ettiğiniz, zıp zıp zılayıp o emekçiden daha beter patates olduğunuz mekanlar. Sizin alkolden dolup yere, tuvalete, merdivene iç boşalttığınız ama beğenmediğiz temizlikçinin temizlediği mekânlar… 

Kimler kimler eridi gitti

Hikayeler kapı daki vale ile başlar; kapı koruma/bodyguard, karşılama, garson, komi, barmen, aşçı, bulaşıkçı, temizlikçi, dj, canlı müzik yapanlar, ön muhasebe, müdür, maitre d’hotel, bar şefi, kaptan, barista, banket var ise banket kadrosu, runner, apprenti ve kasiyer ile sona gelinip yine vale ile biter. Arada eksik pozisyon yazdı isem affedin. O kadar çok emekçi çalışır ki hayal edemezsiniz. Her birinin bambaşkadır hikayesi…  Hani siz eğlenirken gülüp oynuyorsunuz ya! İşte sizden sonra başlar asıl cümbüş. Sizin para ile tadamadığınız keyifi emekçiler gazoz içip sahilde omuz omuza uyurken alır.

Zordur bu sektör…

Artık aramıza katılan yabancı uyruklu iş arkadaşlarımızın da hikâyeleri var. Mesela Türkmenler, Özbekler, Suriyeliler veya az da olsa Azeriler. Onların durumu, daha da vahim. Hadi bizim iyi kötü evimiz, akrabamız, tanıdık veya arkadaşımız var. Peki ya onlar ne yapsınlar? Gidecek yerleri de yok. Rus kültüründen dolayı adımları bile keş para üzerine kurulmuş bir sistemleri ve ödeme olmadan yapılmayan eylemleri var. Tüm bu sektör çalışanlarının dışında birde tedarikçi firmalar var. Onların da ekipleri perişan oldu. Mesela ithal ürünler gelmedi. Yerliler ulaşamadı. Hali ile ilk başlardaki kaos dan dolayı işletmelerin stokları tükendi. Stokta olmayan ürünler çıkmadığı için müşteriler memnun olamadı. Tedarikçiye fırça atıldı, o depocuya, depocu arabacıya… kimler kimler eridi gitti.

Evden çay, kahve servisi nasıl yapılır?

Bu kadar insanın çalışıp da memnun edemediği kibir abidesi misafirlerin arkada ne olduğunu, neler yaşandığını bilmemelerini ve empati kurmamalarını asla anlamam. Eskiden meyhaneler dönemi saygı sevgi çok iken, o dönemin insanlarının devamı olan kuşak bu saygı ve sevgiyi bilmez oldular. Okul okuyup da bir mevki sahibi olunca özlerini unuttular. Peki ya beş bin verdim otel benim halleriniz? Bilir misiniz siz yapılan yemeklerin nasıl piştiğini? Kimlerin neler yaşayıp işe geldiğini? Tabaklarınızı doldurup iki lokma alıp bırakırsınız ya! Bilir misiniz o çöpe gönderdiğiniz yemeklerin hikayelerini? Kazanları yıkayanların ellerindeki kesiklerin derinliğini? Çok bilen kahve uzmanıymış gibi Kahve kötü olmuş diyip kenara ittiğiniz de, baristaların neler hissettiğini? 

Her ne ise! Konumuza dönelim.

Büyük bir kılıç düşünün; keskin mi keskin. İşte bu sektör o kılıç. Şansı olan kendini kurtarır. Şansı olmayan ise… Ve bu sektörün emekçileri tam para kazanacaklar iken!!! Pandemi vurdu gemiyi. Gemileri battı. Borç adında ki okyanusta boğuldu her biri. Siz işlerinizi beğenmez iken; onlar iş için yalvarıyorlar. Çünkü evden çalışma imkânları yok. Üf püf edemezler. Şort üzeri ceket ile kameraya çıkamazlar. Onlar bedenleri, ruhları, isimleri, namları, namusları ile var güçleri ile çalışırlar. Başka yapacakları bir şeyler yok ki! Evden çay, kahve servisi nasıl yapılır? Tost tabağı nasıl süslenir de masanıza servis edilir?

Mekânınıza gelince özel köpüklü çay ikram edersiniz…

Canlı instagram yayınları yapıldı. Rahatı yerinde büyüklerimiz çıkıp her şey düzelecek, falan filan diye laflar dizerlerken; onlar bırakın kira ödemeyi, yiyecek ekmek bulamıyorlardı. Yeni bebeği olan Ahmet’in kendi canına kıydığını duyan oldu mu? Peki ya Sevda’nın kirasını ödeyemediği için sokakta yatmak zorunda kaldığı o gece tecavüze uğradığını? Yeni yeni kımıldamaya başladı sektör ama ne eski tadı ne eski hali… Ve siz kıymetli insanlar! 1 liralık maskeyi takmaktan rahatsız olduğunuz için tekrar edecek bir yasaklama dan sonra Ahmetlerin, Sevdaların, Hasanların sayısı artacak! Devlet kime ne yapsın? Hanginize maske taksın? Instagram demiş iken; bazı kebapçıdan olma şefler kitap yayınları yaptılar. Millet açlıktan kırılmış, şahıs kalkmış kitap alın okuyun diyor. Yahu kardeşim kim ne etsin kitabı? Duyduğuma göre bu ve benzeri yayınlar yapanları sektör emekçileri kara listeye almışlar. İyi olmuş. Mekanınıza gelince özel köpüklü çay ikram edersiniz…

Taş öğüttü bu sektör taş!

Taş öğüttü bu sektör taş! Taş öğüttü çorba pişirdi yedi tek kelime konuşmadı. Siz sokaklarda zır zır ağlayan bir garson veya aşçı gördünüz mü? Ona buna salça olan, insanlara saldıran bir bulaşıkçı? Göremezsiniz! Ahlaklıdır bu sektörün adamları. Her bir insan berekettir onlara. Her bir kişi sokakta dahi olsa misafirdir. Saygısızlık etmezler. Ancak! Hep ağlayanlar işi gücü ve sigortası tıkır tıkır işleyen kişiler iken; sessiz sedasız köşelerinde için için ağladı bu sektörün insanı. Hangi biriniz çıkıp da bir merhaba dedi?

Zincirler kırıldı artık.

Gemiler kendi hallerinde okyanusta yüzüyor. Ne bir martı selam veriyor, nede bir yolcu biniyor. Yalnızlığın ve terk edilmişliğin derin hüzünleri akıyor gözlerinden ve dağlıyor yürekleri sahipsizlik hikâyeleri. Acının en acısını çektiler. Belki de yokluğun en derinlerindeler. Onlar ki insanlar eğlensin, karınları doysun memnun kalsın diye çırpınır iken; bakışlarınızın arasında çırpına çırpına denizlerde batıp gittiler. Ve şimdi yeniden çiçek açmak için tomurcuklanma zamanı. Her şeyi devletten beklemek olmaz elbet. Hastasına mı koşsun hemşire olup, yok ise derman mı olsun yangınımıza? Kendi kendimizi iyileştirmeliyiz elbet. İyileşmemiz içinde biraz saygı ve sevgi, biraz ilgi ve hoş sohbet, biraz bahşiş. Sadaka değil! Sadakaya kimsenin ihtiyacı yok! Bir demet çiçek alır gibi düşünün. Hem erkeğine, hem kadınına verilen bir demet çiçek. Çiçek yenmez tabi, ancak onlar için ne gelirse kafi…

İşletmecisi, tedarikçisi, emekçisi ve misafiri ile yeniden ayağa kalkana kadar; etrafımızda kim var ise sahip çıkalım. Onlarsız bu iş yürümez. Ve asla unutmayın! Onlar olmaz ise yavaş yavaş gülmeyi ve beynimizi boşaltmayı unutacağız. Bunları yaşamamak için biraz özveri!

“Aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları değil. Yaşanması mümkün iken, yaşayamadığı mutluluklardır.” Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

“Sıhhatli Yarınlar; Bugünden Başlar…”

Öncü YILGIN

Öncü YILGIN
Latest posts by Öncü YILGIN (see all)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir