enflasyon emeklilik ötv döviz akp chp mhp
DOLAR
9,5195
EURO
11,0904
ALTIN
546,65
BIST
1.455
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
19°C
Pazar Sağanak Yağışlı
16°C
Pazartesi Çok Bulutlu
14°C
Salı Az Bulutlu
15°C

Algı oluşturmada Nirvana’yı yaşamak: Çin

Algı oluşturmada Nirvana’yı yaşamak: Çin
30.07.2019
0
A+
A-

Algı oluşturmada Nirvana’yı yaşamak: Çin

2014 yılından beri Doğu Türkistan’daki uygulamalarıyla tam bir terör devleti özelliği gösteren Çin ‘in, son dönemlerde aleyhine oluşan kamuoyunu kırabilmek adına, her zaman yaptığı gibi, akıl almaz algı operasyonları gerçekleştirme gayretine düştüğüne şahit olmaktayız.

Malumunuz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın son Çin ziyaretinde sarf ettiği iddia edilen sözleri kamuoyunda çokça tartışıldı. İddia diyoruz çünkü sayın Erdoğan’ın sözleri “algı oluşturmada” “sinekten yağ çıkarmak” gibi marazi bir hastalığa ve kabiliyete sahip Çinli yetkililer tarafından “amaca giden her yol mubahtır” ucube ilkesi gereği kullanılmak istendi. 

.

Çinli yetkililere göre Sayın Erdoğan; “Sincanlılar refah içinde mutlu” ifadesini kullanmıştı. Aslında Cumhurbaşkanı’nın ifadesi ise “Türkiye, Sincan’daki (Doğu Türkistan) halkların barış ve refah içinde mutlu bir şekilde yaşamasını ümit ediyor” demişti. Ancak South China Morning Post gazetesinin haberine göre, Türk tarafı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerini tercüme ederken hata yapmış ve bunu da daha sonra Çinli muhataplarına iletmişti. Lakin Çinli yetkiler hatanın kendilerine bildirilmesine rağmen, basın bildirisinde bu durumu düzeltmemiş, Devlet denetimindeki Çin medyası da Erdoğan’ın sözlerini; “Sincanlılar refah içinde mutlu dedi” olarak okurlarıyla paylaştı. Pekin Büyükelçiliği’ndeki diplomatlarımız ise Çinli muhatapları ile görüşerek Erdoğan’ın sözlerinin yanlış tercüme edildiğini ve bu durumun düzeltmesini istemişti. Yine aynı gazetenin haberine göre, Çinli diplomatlar düzeltme yapmayı da reddetmişti.

Bununla da yetinmeyen Çin medyası, Erdoğan’ın “Sincan bölgesindeki halkların refah içinde mutlu yaşam sürdürdüğü bir gerçek. Türkiye, hiç kimsenin Çin ile ikili ilişkileri bozmasına izin vermez. Türkiye, radikalliğe karşıdır ve Çin ile karşılıklı siyasi güvenin artmasını arzulamaktadır.” ifadelerini kullandığını da aktarmıştı. 

(Euronews haber sitesi “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Uygurlar mutlu’ ifadesinin çeviri hatası olduğu iddiası” haberi / 26.7.2019)

Bununla iktifa etmeyen Çin, Devlet Konseyi Enformasyon Ofisince “Yeni Dönemde Ulusal Savunma” adıyla bir “Beyaz Kitap” yayınlamış ve kitapta Uygurlar ve Doğu Türkistanlılarla alakalı özetle;

a) “Uygurlar Türk değil”,
b) “Doğu Türkistan diye bir yer tarihte hiç olmadı”,
c) “Doğu Türkistanlıların tek dini İslam değil”den bahisle Uygurların İslam’ı zorla kabul ettiklerine dair tarihi ve sosyolojik açıdan tekzibe muhtaç birçok bilgiye imza atmışlardı.

Uygurların Türklüğü, Doğu Türkistan’ın tarihte var olup-olmadığı ve bölgede İslam’ın yayılma süreci ile alakalı binlerce çalışma (başta Çinlilerin olmak üzere, Batılı, Rus, Japon, Türk, Arap… vs)olmakla beraber, biz bu hususla ilgili Mehmet Emin Buğra ile Çinli tarihçi Prof. Li Dung-fang arasında Da Gung Ribao gazetesinin 14 Ekim 1944 sayısında başlayan ve daha sonra da Üç Efendiler tarafından kurulan Altay Neşriyat Müessesesi tarafından 1948 yılında Urumçi’de bir araya getirilerek “Kalem Küreşi” adıyla yayınlanan broşürü Çinli yetkililerin okumasını tavsiye ederek konuyu kapatalım. 

Gerçekten üzerinden durup cevap vermeye değmeyecek kadar seviyesiz cümlelerle dolu bu beyanları ciddiye almak abesle iştigal olacaktır. (Bröşürün pdf formatlı kaydı hususi kütüphanemizde mevcut olup, arzu eden dostlarımıza gönderebiliriz)

Konuyla alakalı olarak üzerinde yorumda bulunmamızın sebebi ise “Çinli yetkililerin böyle bir kitap ile ne yapmayı arzuladıkları”na dair olacaktır. 

Algı oluşturmada Nirvana’yı yaşamak: Çin
.

Zannımızca bu durum, Türk-İslam dünyasının Doğu Türkistan konusunda bundan sonra alması muhtemel inisiyatiflerine bir “ön alma” çabası olabilir. Çinli yetkililere göre bu türden absürt ifadeleri ortaya atarak tartıştırmak; zaman kazanmak, dahası kafaları karıştırmak olabilir. Bu sayede Doğu Türkistan’da yaşanılanların konuşulması ikinci plana atılabilir, olmadı iddia edildiği şekilde Türk-İslam coğrafyasında bu türden düşünenler ortaya çıkabilir, bu da Çin’in bölgede uygulamakta olduğu insan hakları ihlallerine, istediği gibi devam etmesine katkı yapabilir.

Tabi ki bu ve benzeri bir amaca haiz paylaşımların, bizim göremediğimiz başkaca hedeflerinin olma ihtimali de vardır. Lakin Çinli yetkililerin bilmesi ve akıllarına nakşetmesi gereken gerçek, Doğu Türkistan’da gadre uğrayanlar her ne kadar Türk ve Müslüman olsalar da, bölgede yaşananlar birer insanlık suçudur ve Çin devleti, asırlardır bölgede kallavi “insan hakları ihlalleri suçu” işlemektedir.

.

Bu iki husus özellikle Çin’in algı oluşturmada ve her hususu kendi penceresinden sunarak “sinekten nasıl yağ çıkarılır” ucuzluğuna düştüğünü göstermesi bakımından kayda değerdir.

Muhtemelen bunlarla iktifa etmeyen veya etmeyecek olan Çinli yetkililer, bundan sonraki süreçte algı operasyonlarını arttırarak sürdüreceklerdir. Bunun en son örneğini ise ısmarlama olduğu ve içerisinde tekzibe muhtaç birçok bilgi yanlışının bulunduğu Odatv sitesinin 25071901 numaralı içeriği (26.07.2019) ve bir Youtube kanalının yayınladığı “Aydınlık, ‘öldürüldü’ denilen Uygur ozan Abdurrehim Heyit ile görüştü” video (25 Temmuz 2019) oldu. 

Doğu Türkistan’da gerçekte nelerin yaşandığına dair kafasında hâlâ soru işaretleri olanları,‘shahit’ internet adresinde (biz uzantılı)en son 5.040 kişinin verdiği beyanlara veya Kazakistan merkezli faaliyet gösteren “Atajurt Kazakh Human Right” derneğinin sosyal medya hesaplarına göz atmaya davet edelim.  

Hacı Abdurrehim Heyit’in istenildiği şekilde beyanat vermemesinin imkansızlığını üzülerek ifade ederken, Çin Devletine, Odatv’deki yazı ve Youtube’deki video ile alakalı samimi bir teklifle yazımızı sonlandıralım.

Şayet Doğu Türkistan’da yaşananların Çin’in birlik-beraberliğini istemeyenler tarafından manipüle edildiğini düşünüyorsanız hodri meydan; Hacı Abdurrehim Heyit’i ailesi ile birlikte Çin’den çıkaralım ve hiçbir baskı altında olmadan basına konuşmasını sağlayalım. Dahası Ozan Heyit’in verdiği beyanlar hepimizi bağlasın.

Doç. Dr. Ömer KUL

*Dipnot:
Yazı Ogün Haber Sitesinden yayınlanmıştır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.